Fıkralar’ için Arşiv

Biri 95 yaşında biri 92 yaşında!!!

18 Mayıs 2010 Yazan merve_sultan

Biri 95 yaşında biri 92 yaşında karıkoca, boşanmak için hakimin karşısına çıkmış.Hakim üzülmüş, “Yapmayın ya” demiş “yetmiş yıllık evlisiniz

Popularity: 2% [?]

Temel yapdı yapacanı.!!!

18 Mayıs 2010 Yazan merve_sultan

temel,fransız ve ingiliz bir otele giderler.temel karıncalı oda fransız çivili oda ingiliz tahtalı oda da yatar.eversi gün otel sahibi onlara nasıl yeriniz rahatmıydı sorusunu sordu.ingiliz :tahtanın üzerinde yatta yata tahtalı köye gittim.fransız za sorar ben çivinin üzerinde yata yata delikteşik oldum.temele sorma sırası gelince temel:valla çok güzel yattım bir karınca öldürdüm diğerleri cenazesine gitti demiş…..))))

Popularity: 4% [?]

25 Mart 2010 Yazan merve_sultan

[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

NERDE KALDI ESKİ SAHNE OYUNLARIIKaragöz İle Hacivat ResimleriTam bir düzen adamıdır. Nabza göre şerbet verir, eyyamcıdır. Kişisel çıkarlarını her zaman ön planda tutar. Az buçuk okumuşluğundan dolayı yabancı sözcüklerle konuşmayı sever. Perdeye gelen hemen herkesi tanır, onların işlerine aracılık eder. Alın teriyle çalışıp kazanmaktan çok Karagöz’ü çalıştırarak onun sırtından geçinmeye bakar.

Değişik oyunlarda rol icabı değişik kıyafetler içinde Keçi Hacivat, Çıplak Hacivat, Kadın Hacivat, Kahya Hacivat gibi farklı Hacıvat tasvirleri vardır.

Karagöz, tek aktörlü, tek yazarlı, taklide ve karşılıklı konuşmaya dayanan, iki boyutlu tasvirlerle bir perdede oynatılan gölge oyunu.
Eskiden hayali zıll, zıllı hayal, hayali sitare denilen Karagöz oyununun doğuşuna ilişkin en yaygın rivayet şöyledir:

Orhan Gazi devrinde Bursa’da Ulucami inşaatında çalışan demirci ustası Kambur Bali Çelebi (Karagöz) ve duvarcı ustası Halil Hacı İvaz (Hacivat) arasındaki nükteli konuşmalar diğer çalışanları öyle güldürüyormuş ki, bunları dinlemek isteyenler işlerini bırakıp etraflarında toplanıyorlarmış. Tabi inşaat çalışması aksamaya başlamış. Bunu duyan padişah ikisini de idam ettirmiş. Ancak padişah daha sonra çok pişman olmuş. Onu teselli etmek isteyen Şeyh Küşterî, başındaki beyaz sarığı çıkarıp germiş ve arkasına ışık yakmış. Ayağından çıkardığı çarıklarla da Karagöz ve Hacivat’ın tasvirlerini yaparak perdeye yansıtmış. Onların nükteli konuşmalarını tekrar canlandırmış. Padişahı teselli etmeye çalışmış. İşte o gün bugündür Karagöz oyunları değişik mekanlarda oynanır olmuş. İşte günümüzde de Karagöz Perdesine Şeyh Kuşterî meydanı denilir ve bu zat Karagözcülüğün piri sayılır.

Karagözün kukladan farkı iki boyutlu suretler ve bunların gölgeleriyle oynanmasıdır. Suretler renklidir.
Oyun 2×2,5 veya 1×1,20′lik bir bez perde üzerine aksettirilen tasvirlerin gölgelerinin konuşturulmasıdır. Kenarları çiçekli bez perde patiskadandır. Asıl perdeye ayna denir. Perde arkasındaki peş tahtası üzerindeki şem’a ile bu gölgelendirme sağlanır.

Tasvirler manda, dana, deve derisinden yapılır. Deri saydamdır, nevrekan’la kesilip kök boyasıyla boyanır. Hareketli yerleri kirişle tutturulur, değnek delikleri açılır. 30-40 cm olan tasvirleri oynatmak için 60 cm lik değnekler kullanılır. Sol elle Karagöz, sağ elle öteki tipler oynatılır.

Karagöz oynatıcısına hayali, hayalbaz denir. Yardımcıları çırak, yardak, dayrezen, sandıkkar’dır. Oyunda konuşmaların değişmesi baş hareketleriyle yapılır.
Oyun 4 kısımdan oluşur. Giriş, muhavere, fasıl, bitiş. Sahne açılır, göstermelik ve nareke’den sonra Hacivat gelir bir gazel okur, Karagöze sataşır, perdenin sağ üstünden Karagöz Hacivat’ın üstüne atlar, kavga ederler ve Hacivat kaçar. Sonra gelir, konuşmaya başlarlar. Konuşma bitince Karagöz çeşitli tiplerle konuşup güldürür, özel bir tip gelir, onunla kavga eder. Bitişte Karagöz ve Hacivat yine ağız dalaşı yaparlar ve kavga ederlerken oyun biter.

Oyun boyunca müzik özellikle her tipin sahneye gelişinde etkili bir şekilde kullanılır.

Tipler şive taklitlerinde Kastamonulu, Kayserili, Bolulu, Laz, Kürt, Arnavut, Arap, Acem, Rumelili, Ermeni, Rum, Yahudi, Frenk’tir. Hasta tipler Tiryaki, Beberuhi, Kekeme, Esrarkeş, Sarhoş, Deli, Denyo’dur. Çelebi, Zenne, Köçek tipleri dışındaki özel tipler büyücü, cadı, canavardır.

Oyunların konuları Ferhat ile Şirin, Hamam, Kanlı Nigar, meyhane, Sünnet, Tımarhane gibi eski, Bakkal, Cinci, Eczane, Kerem ile Aslı, Leyla ile Mecnun gibi yeni şekillerdedir.

Karagöz herşeye burnunu sokan, kaba, aşırı meraklı, okuma yazması kıt, cahil, cahillikten veya işine gelmediğinden herşeyi ters anlayan, anlamazlıktan gelen, yanlış yorumlayan, müstehcen konuşan, biedep çingene ve işsiz, mesleksiz, karısıyla sürekli kavga eden bir tiptir.

Hacivat, hali vakti yerinde, herkesle hoş geçinen, alıştığı gibi konuşan, akıl hocasıdır. Karagözle sürekli kavga ederler. Arapça Farsça konuşmalarını Karagöz hep ters anlar.

Konular genellikle Karagözün züğürtlüğü, işsizliği, Hacivatın onaiş bulmasına rağmen beceriksizliği, alışılmışın dışına çıkışı; Karagöz’ün yasak veya tehlikeli bir yere girişi, başına türlü işlerin gelmesi, tiplerle çatışması; bir maceraya karışması; halk edebiyatı konuları arasına karışmasıdır. Ferhad ile Şirin, Leyla ile Mecnun gibi aşk hikayelerini kendi tekniğine uydurur. Mesela Hacivat Karagöz’e Ferhat ile Şirin’in macerasını anlatır: Ferhat Şirin’in kasrını boyayan nakkaştır, Şirin’e aşıktır, Şirin’in anası Ferhat’tan Elma Dağı’nı delip kasra su getirmesini istemiştir, Ferhad o şartla Şirin’i elde edebilecektir…Daha bu hikaye anlatılırken Karagöz’ün aklı durur, mesela bir insanın aşk uğruna dağı delmeye kalkışmasını havsalası almaz, garip yorumlar yapar. Sahnede oyunun gerektirdiği dekorları da kendine göre olmayacak şeylere benzetir, oyun romantik bir konuyu komik düzeye indirir. Mesela perdede Hacivat’ın evi tarafında Elma Dağı bir moloz yığınıdır vs.

Kalıplaşmış sözler: Hacivat’ın girişte ‘yar bana bir eğlence’ demesi. Muhaverede Hacivat ile Karagöz arasındaki hazır ikili konuşma. Karagöz’ün tekerleme cevapları. Hacivat’ın bitişte ‘yıktın perdeyi eyledin viran/varayım sahibine haber vereyim heman’ demesi. Karagöz’ün ‘her ne kadar sürci lisan ettikse affola’ diye bitirmesi.

Karagöz sahneye hep sağdan gelir, Hacivat ve tipler soldan. Sahneye Küşteri meydanı denir, genellikle bir İstanbul mahalle meydanıdır

Popularity: unranked [?]

Fıkralar

26 Şubat 2010 Yazan merve_sultan

Komik  fıkralar burda yani WWW.SESLİSEMT.COM da eee HADİ TIKLA===

 

Evlenirken Neredeydin:
  
Adamın işi varmış, Ankara’ya gidiyormuş, tam uçağa binerken kulağında bir
ses :
  
  
Bush’un Pulları:
  
Başkan Bush’un yeni talimatı:
-Üzerinde resmim olan pul bastırdım, bundan böyle başkanlığın bütün mektuplarında bu pullar
kullanılacak.
Bir süre sonra görülmüş ki pullar zarfa bir türlü yapışmıyor.
Başkan Bush küplere binmiş ve yetkiliyi çağırıp sormuş;
- Üstünde resmim olan pullar yapışmıyor, arkalarına zamk sürmediniz mi?
- Sürdük efendim, demiş yetkili ve eklemiş;
- Yapışmamasının nedeni, herkesin pulun ön yüzüne tükürmesi…..”
  
 
Spor Ayakkabısı:
  
Genç adam, son model üstü açık spor arabasını ilk
defa deniyordu, çevre yolunda harika bir sarışın ona otostop çekti,tabii
hemen durdu.
Sarışın;
“arabanıza binmeden önce birşey soylemeliyim ben hızdan çok korkarım.”
 

Tabii dedi Genç adam;
“gelin lütfen yavaş giderim.”

Yola çıkar çıkmaz, adam gazladı,

sarışın;
- ” ama hızlı gidiyorsunuz, ben size söylemiştim çok korkarım.”

Genc adam;
- “tamam yavaşlayacağım ama bluzunu çıkarırsan? ”
Kadın çaresiz bluzunu çıkardı, birazdan genç adam yine hızlandı,

sarışın;
- “ama yine hızlı gidiyorsunuz, ben çok korkuyorum”

genç adam;
- “söz veriyorum yavaşlayacağım ama şortunu çıkarırsan?”

Kadın korkudan şortunu da çıkardı, yolculuk boyunca
genc adam bir hızlanıp bir yavaşladı ve sarışın çırılçıplak kaldı.
Genç adam dikkatini yola veremeyince de yoldan çıkıp takla attılar.
Sarışın arabadan firladı,
adam da direksiyonla koltuk arasında kaldı.

Genç Adam, kadına seslendi;
- “Görmüyor musun çıkamıyorum, gidip yardım cağırsana”.
Sarışın çaresiz bir şekilde;
- “nasıl gideyim bu halde?”

Adam kızdı;
- “spor ayakkabını çıkar önüne bağla git.”

Kadın çaresiz spor ayakkabıyı beline bağladı ve başladı
koşmaya, birazdan tarlada çalısan köylüleri görünce onlara doğru koştu ve;
- “Ne olur yardım edin erkek arkadaşım sıkıştı, onu kurtarın” diye yalvardı.

Köylüler bir kadına bir de önündeki spor ayakkabıya bakıp
çaresiz bir şekilde cevap verdiler;
“Valla bi şey yapamayız bacım çok derine gaçmış……!

-Binme, bu uçak düşecek!

Dönmüş, bakmış, kimse yok, ama içine de bir kurt düşmüş, binmemiş. İkinci
uçağı beklerken kara haber ulaşmış : “Uçak düştü kurtulan olmadı!”

Koşmuş Haydarpaşa’ya, bilet almış, tam trene binecek, aynı ses kulağında :

-Binme bu trene, raydan çıkacak!

Dönmüş, bakmış yine kimse yok, trene binmemiş, gelmiş eve, sabah gazeteyi
açınca tüyleri ürpermiş : “Tren Eskişehir’de raydan çıktı şu kadar ölü, şu
kadar yaralı…”

Allahına şükretmiş, koşup otobüse bilet almış, tam binerken yine o ses :

-Bu otobüse binme, freni patlayacak!

Dönmüş yine kimse yok! Dayanamamış, bağırmış :

-Sen kimsin yahu?

-Ben senin iyilik meleğinim!

Adam iyice kızmış :

-Ulan evlenirken neredeydin

Popularity: 1% [?]

SesliFıkralar

17 Şubat 2010 Yazan merve_sultan

Mutlaka izleyin böyle fıkaraları görmediniz

komik – fıkralarla türkiye-yeni | izlesene.com

Popularity: unranked [?]

Temel Fıkralar

17 Şubat 2010 Yazan merve_sultan

Temel en Komik Fıkraları mutlaka İzleyin gülmekten öleceksiniz

Popularity: unranked [?]

sesli chat girisi