okul’ için Arşiv
ABD’de ders böyle veriliyor!
14 Mayıs 2010 Yazan merve_sultan->
ABD’de 13 yaşındaki öğrencisini döverken çekilen görüntüler ABD’de skandal yarattı. Sheri Davis isimli öğretmen öğrencisini yerde sürüklüyor, tekme atıyor, tokatlıyor ve dövüyor. Yaklaşık bir dakika süren video ise diğer öğrenciler tarafından cep telefonuyla kaydedildi.
Houston’daki House Charter Lisesi’nde yaşanan olay sonrasında 40 yaşındaki öğretmen kovulurken, bir soruşturma başlatıldığı belirtildi. “Yüzüme vurdu, kafamı duvara çarptı ve bir süre baygınlık geçiridm. Kafam şişti” diyen Isaiah Johnson sınıftan bir kız arkadaşıyla ağız dalaşı yaptığını ve bunu duyan öğretmenin ise “küçük kızları dövmek mi istiyorsun? Sana bir ders vereyim” dediği belirtildi..
|
|
Popularity: unranked [?]
Bu nasıl eğitim!
21 Nisan 2010 Yazan merve_sultanAynı sınıfta görev yapan yardımcı stajyer öğretmen dehşet anlarını cep telefonuyla kaydetti…
Hatay’da bir ana sınıfında görev yapan öğretmen Firdevs N.’nin, bir öğrencisine uyguladığı ceza yöntemi, aynı sınıfta görev yapan yardımcı stajyer öğretmen tarafından cep telefonuyla görüntülendi.
Aksaray Mahallesi’ndeki TOBB İlköğretim Okulu’nda yaşanan olay sonrasında öğretmen Firdevs N. ile ilgili Hatay İl Milli Eğitim Müdürlüğü soruşturma başlattı.
Cep telefonu ile kaydedilen görüntülerde anaokulu öğretmeni Firdevs N. 6 yaşındaki ana sınıfı öğrencisi K.E.’yi öğretmen masasının altına yüzüstü yatırıp üzerine basıyor. Öğretmen Firdevs N. bu arada sınıftaki diğer çocuklara “Öğretmeninizin sözünü keserseniz böyle paspas olursunuz. Okula efendilik öğrenmeye geliyorsunuz. Burada size kimse görgüsüzlük öğretmez” derken, masanın altındaki K.E.’yi tekmeliyor.
Öğretmen Firdevs N. tarafından çocuklarının okulda maruz kaldığı uygulamaları öğrenen aile, okula gelerek okul müdürü ile görüştü. K.E.’nin dayısı İbrahim Akgül, ”Görüntüleri izlediğimizde dehşete düştük. Yeğenim psikolojik olarak etkilendi. Okula gitmek istemiyor. Rapor alacağız. Gerekli bilgileri okul müdürüne izah ettik, öğretmenin yaptığı hareketin cezasız kalmaması için yetkilileri göreve davet ediyoruz” diye konuştu. K.E.’nin annesi de yaşanan olayın işkence olduğunu söyledi. Oyın İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bildirildiği, okula müfettişlerin gönderildiği, Firdevs N. hakkında soruşturma başlatıldığı bildirildi.
Hatay Valisi Mehmet Celalettin Lekesiz, o öğretmenin görevden uzaklaştırıldığını bildirdi.
İŞTE O GÖRÜNTÜLER…
|
|
Popularity: 1% [?]
Öğretmenlere kötü haber.??
10 Nisan 2010 Yazan merve_sultan[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]
Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmenlerin tayin ve atama sistemini değiştiriyor.
Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmlerin tabi olacağı atama ve yer değiştirme yönetmeliğinde radikal değişikliklere gidiyor.
NTV’nin haberine göre hazırlanan yönetmelik taslağı, öğretmenlerin fiziki özelliklerinden zorunlu çalışma sürelerine kadar bir değişiklik öngörüyor.
Taslağa göre, öğretmen atamaları yılda bir kez, Ağustos ayında yapılacak.
ZORUNLU HİZMET
Taslak Türkiye’yi üç çalışma bölgesi ve altı hizmet alanına ayırıyor.
Zorunlu hizmet alanları sadece il ve ilçe bazında olmayacak. Örneğin, bir mahalle ya da aynı ilçe içindeki bir başka okul da zorunlu hizmet alanı olabilecek.
3 ila 5 yıl arasında değişen zorunlu hizmet sürelerinde de üst sınır 7 yıla çıkarılıyor.
YÜZDEKİ YARA ÖĞRETMENLİĞE ENGEL
Taslakta, öğretmenlerin fiziki özelliklerine dair düzenlemeler de var.
Yüzde 50′den fazla görme bozukluğu olanların sınıf ve okul öncesi öğretmen olamayacak.
Engellilik düzeyi yüzde 40′dan fazla olanların öğretmenlik yapabileceğine ilişkin salık kurulu raporu getirecek.
Genel yüz hatlarını bozan ve yüz ifadesini engelleyen kalıcı yara ve yanığı bulunanlar özürlü sayılacak ve okul öncesi ve sınıf öğretmeni olamayacak.
Taslak, olimpiyatlarda, uluslararası şampiyonalarda ilk üçe giren ve 10 kez milli takım forması giymiş sporcular için KPSS şartı aranmadan beden eğitimi öğretmenliğine başvurabilme kolaylığı da getiriyor.
Popularity: unranked [?]
Öğretmenin rezaleti!
01 Nisan 2010 Yazan merve_sultanEskişehir’de bir lisenin tarih öğretmeninin ameliyatlı kız öğrenci ile arkadaşına tekme attığı iddia edildi. Öğrencinin babası, şikayet edilen öğretmeni, kızların elini öpmesi halinde affedeceklerini söyledi..
Şikayetçi olan ameliyatlı kız öğrencinin babası, hatasını kabul edip İstiklal Marşı´nı okuduktan sonra çocuklarının elini öpmesi halinde öğretmeni affedebileceklerini söyledi.
İddiaya göre olay, Cumhuriyet Lisesi´nde meydana geldi. 11-C sınıfı öğrencileri N.F. (17) ile A.B. (18) ile üç erkek arkadaşları, Doğu illerindeki öğrencilere yardım maksadıyla bir öğretmenleri nezaretinde başlatılan kitap toplama kampanyası için sınıfları dolaşmaya başladı. Öğrenciler 12-L sınıfından çıktıktan sonra o esnada bahse konu sınıfta ders veren tarih öğretmeni B.Ç.´nin, kapıyı çarptıklarını öne sürdüğü ve bir süre önce apandisit ameliyatı olan N.F. ile arkadaşı A.B.´ye okul koridorunda tekme attığı iddia edildi. Öğrenciler ve aileleri öğretmenden şikayetçi oldu.
Bunun üzerine taraflar önce hastaneye, sonra polis merkezine götürüldü. İfadesine başvurulan ve suçlamayı reddettiği öğrenilen öğretmen B.Ç., çıkarıldığı savcılıkça serbest bırakıldı.
N.F. ile A.B. ise sınıfın kapısını kasten çarpmadıklarını, pencerenin açık olması sebebiyle kapının sert bir şekilde kapandığını savunarak, “Kapıyı çarptığımızı sanan öğretmen B.Ç. küfredip koşarak arkamızdan geldi. Tekme atmaya başlayınca ben ameliyat yerime gelmemesi için arkamı döndüm. Bunun üzerine sırtıma vurdu. Ardından da arkadaşım A.B.´ye tekme attı. Olay üzerine okul müdür vekili de bizim hastaneye gitme talebimize rağmen, ´Sağlığınız ikinci planda´ deyip bizi sınıfımıza geri gönderdi. Ben aileme durumu bildirince şikayetçi olduk” dedi.
Kızına verilen doktor raporunu gösteren Ali Haydar F., okul müdürünün kendilerini, ´Polis çağırmayın´ diye ikaz ettiğini öne sürerek, “Buna rağmen okula polis çağırdık, kızlarımızı hastaneye götürdük. Milli Eğitim Müdürlüğü´ne de şikayet dilekçesi verdik. Ama öğretmen halen görevine devam ediyor. Kızımın psikolojisi bozuldu. Okula gitmek istemiyor” diye konuştu.
Suçlanan öğretmen için “terminatör” benzetmesi yapan Ali Haydar F., “Öğretmen kalkıp da İstiklal Marşı´nı okuduktan sonra, çocuklarımızın elini bayan oldukları için öperse, çocuklardan ve başöğretmen Atatürk´ten özür dilerse, ´Bir daha hiçbir öğrenciye ve insana el kaldırmayacağım, ben böyle bir hata yaptım, hatamı kabul ediyorum´ derse biz onu affetmeye hazırız” dedi.
Okul idarecileri ise adli ve idari soruşturmanın başlatıldığını, gerekli bilgilerin Milli Eğitim Müdürlüğü´ne verildiğini belirtti.
Popularity: 2% [?]
Liseli kıza çıplak şantaj!
12 Mart 2010 Yazan merve_sultanAntalya’da lise öğrencisi 16 yaşındaki T.K. internette tanıştığı 3 kişiye kamera karşısında soyundu. Daha sonra genç kız, bu 3 kişinin çıplak kamera görüntüleriyle kendisine şantaj yaptıklarını ileri sürdü. Liseli kız, şüphelilerin kontör istediğini ve defalarca gönderdiğini söyledi.
Antalya’da bir lisede öğrenim gören T.K. uzun süredir internette tanıştığı bir kişiyle sohbet siteleri üzerinden konuşuyordu. Bir süre sonra karşıdaki genç, liseli T.K.’dan kamera önünde soyunmasını istedi. Kameraya soyunan genç kız, ardından görüntülerinin kaydedildiğini öğrendi.
İnternet üzerinden görüştüğü genç, 2 arkadaşıyla birlikte bu görüntüleri internette yayacağını ve ailesine göndereceklerini söyleyerek şantajla kontör talebinde bulundu. Genç kız okul harçlıklarından aldığı kontörleri şüphelilere gönderdi. Liseli T.K.’nın son aylardaki durgunluğundan şüphelenen ve konuşmaya karar veren babası, çıplak görüntülerle yapılan şantajdan haberdar oldu.
Ailesiyle birlikte Gasp Büro Amirliği’ne gelen T.K. internette tanıştığı 3 erkeğin, çıplak görüntüleriyle şantaj yaparak kontör istediğini ve şikayetçi olduğunu bildirdi.
Polis ilk önce şüphelilerin kullandıkları bilgisayarın IP numaralarından kimliklerini tespit etti. S.G., V.U. A.A. adlı 3 kişinin genç kızın çıplak görüntülerini kaydedip ardından da şantaj yaparak kontör istediklerini belirleyen, 3 zanlının yakalanması için çalışıyor.
Isde Anneler babalar bircok liseli kizimizi boyle resimleyip sonrada santaj yapiyorlar!!!

Popularity: 2% [?]
Temiz Ekran
26 Şubat 2010 Yazan merve_sultan
20. Yüzyılın en büyük buluşları arasında kitle iletişim araçları yer almaktadır. Bunlar içerisinde şüphesiz en önemli yeri de Televizyon almaktadır. TV insanlık tarihi adına büyük gelişmelere vesile olmuş ve halada etkileri açısından insanlık adına tartışılmaz bir noktada yerini korumaktadır. TV evlerde yerini almadan önce ve aldıktan sonra diye aile hayatını ikiye ayırmak belkide pek fazla yanlış olmaz. Bizim konu başlığımızdan da anlaşılacağı üzere bu yazımızda TV nin erişkin birey , aile veya toplumsal yönlerini incelemek yönünde bir amacımız yok. Bu değerlendirmeleri şimdilik daha ileri tarihlere erteleme gerekliliğini düşünüyoruz.

Gerek klinik görüşmelerimiz sırasında karşılaştığımız anne babalardan, gerek değişik yollar ile bize gelen sorularda sıkça karşılaştığımız sorulardan biri de ”TV nin çocuğumuza etkisi nedir ? ” şeklinde olan sorudur. Bu konuda anne babalara söylediğimiz genel şey her yaş için şüphesiz bu sihirli kutunun çocuğa etkileri farklı farklı olmaktadır. Bunu iyi veya istenen etkiler ve kötü veya istenmeyen etkiler şeklinde ikiye ayırabiliriz. Ama TV nin en büyük etkisi şüphesiz 0-3 yaşları arasında olmaktadır. Çünki bu yaşlar hayat boyu kullanılacak bazı psikososyal ve psikomotor özelliklerin kazanıldığı çok önemli bir devredir. Bu devrede oluşabilecek herhangi bir sorun bütün hayatı etkilemektedir. Bu nedenle yaşlara göre TV nin etkileri konusunda anne babaları bilgilendirmek gerektiğini düşünerek bu türlü bir yazı yazma ihtiyacı hissettik.
0-3 yaş gurubuna etkiler :0-3 yaş için TV bazı durumlarda ciddi sıkıntıların kaynağı olabilmektedir. Ailelerin sosyoekonomik zorlukları , çalışan annelerin durumu , çocuğun-ilgilenilmesi gereken – ek kardeş durumu , anne babaların kendilerine ait sorunları ,yapılması gereken ev işleri , anne babaların sosyoekonomik zorluklardan dolayı ek işlerde çalışmaları , anne babalardan birinin veya ev içerisindeki bireylerden birinin kronik hastalığı , ailelerin kendi psikososyal ihtiyaçları için zaman ayıramaması , anne babaların kendilerinin psikiyatrik sorunları , istenmyen hamilelik sonucu bebeğin doğmuş olması , çocuğun bedensel bir hastalığının olması ve buna benzer sayacağımız onlarca etken nedeni ile anne ve babalar çocuklarına yeterince zaman ayırmamakta veya ayıramamaktadırlar. Bu nedenlerden dolayı anne babalar isteyerek veya istemeyerek çocuğu ile fazla ilgilinememekte çocuğu ile ilgilenme fiziksel bakım ( karnını doyurma , altını temizleme vb. ) ötesine çok fazla geçememektedir.
Bu dönemde çocukların duygusal doyum sağlaması ve onun ile her bakımdan ilgilenilmesi onun sağlam ve güçlü bir psikolojik yapısının oluşmasına zemin hazırlar. Bu dönem için bebeği okşamak , kucaklamak , onun ile konuşmak , sevildiğini hissettirmek , onun ile oynamak, onun ile birlikte vakit geçirmek , onu gezdirmek, psikomotor ve psikososyal yönünün gelişimine çok büyük katkılarda bulunur. Bebek ile birlikte vakit geçirmek , onun insanlar arası ilişkilere yabancılaşmasını engeller ve ilgilenen bakıcısı vasıtası ile önce karşısındaki bireyi , aile ortamını ve yavaş yavaş sosyal çevresini tanımasına yol açar . Bu bağlanma yolu ile önce anneye karşı bir ilişki gelişir . Bu durum anne karnında başlar ve bebeklik döneminde devam eder. Çocuk bu bakım veren aracılığı ile iletişim geliştirmeye , kendini ifade etmeye , ihtayaçlarını anlatmaya çalışmaya , kısacası sosyal ortamın gereklerini yaparak yanında ve çevresinde bulunan insanlar ile iletişim ve etkileşim içerisine girmeye başlar.
Çocuk sosyal ortamda iletişimin temel esası konuşma olduğu için konuşmayı öğrenmek zorundadır. İnsanlar tarafından sevilmek için onları anlamak onların duygusal uyarılarına cevap vermek zorundadır. Çocuk sosyalleşmek ve iletişimini kurmak için etrafındakilerden özelliklede bakım veren kişiden teşvik almak zorundadır. Bu çocuğun ihtiyaçlarını karşılamak ( yiyecek , giyecek , temizlik , koruma vb) , onun dertleri ile ilgilenmek , onun ile birlikte vakit geçirmek , onu öpmek , okşamak, konuşmak , oynamak vb gibi yapılan girişimler ile çocuk sevildiğini hissettirerek , onun için , psikososyal gelişim için bir teşvik oluşturmalıdır. Konuşma , etraf ile ilgilenme , sosyal ortamların gereklerini yerine getirme , insanlar ve yaşıtları ile ilgilenme , ihtiyaçlarını insanlara anlatma , insanlara duygusal yakınlık kurma ,cansız varlıklardan çok canlı varlıklar ile ilgilenme gibi bir çok psikososyal faktör çocuklarda bu iletişim ve etkileşim ortamında kendileğinden meydana gelmeye başlar .
Bütün bunlardan bahsetmemizin nedeni , bizim meselemiz ile yakından ilgili olmasından dolayıdır. Çocuk cansız bir varlığın karşısında , duygusal ve sosyal uyarıdan mahrum , sevgiden ve bağlandığı kişiden uzak ,çocuğun konuşmasına , bakışına , gülümsemesine karşılık vermeyen , gönderdiği iletişim ve etkileşim mesajlarına cevap vermeyen, sert , soğuk bir cismin karşısında kaldığında ( ne kadar ses ve görüntü olursa olsun çocuk onları yorumlayacak ve kabul edecek durumda ve psikososyal seviyede değildir ) biraz önce saydığımız sosyalleşme ve bireyselleşme ve kendiliğinden gelişecek olan psikososyal yönlerin hepsi eksik veya yetersiz kalacaktır. Neden küçük çocuklar için bu biraz daha sıkıntılı bir durum ? çünkü çocuğun busosyal ve duygusal eksikliği telafi edeceği arkadaş ve sosyal ortamı , konuşmak veya vakit geçirmek için gideceği ikinci bir ortam ve bunu telafi edebilecek psikomotor ,psikososyal yeterlilik henüz gelişmemiştir ayrıca alternatif bir gelişim ortamı yoktur .TV karşısında 0-3 yaş arasında aşırı miktarda kalan (günlük 1-2 saatin üzerinde ) çocuk , ailede ve özellikle de bakım veren kişide eşlik eden yukarıda saydığımız diğer etkenler de varsa , sosyal gelişim (duygusal etkileşim ve karşılık verme, sosyal ortamlara uyum , insanlar ile ilgilenme , onlara yakınlık gösterme , yaşıtlarına ilgi vb) , ve iletişim ( konuşma , anlamlı jest ve mimikler , heceleme , agulama , ses çıkarma , cümle kurma vb.) için gerekli olan fonksiyonların gelişiminde gecikmeler veya yetersizlikler görülür. Bu duruma yani iletişim ve etkileşim bozukluğuna yol açabilecek diğer nedenlerin olup olmadığı incelenmelidir. Bütün bu nedenlerden dolayı bebekler için sevgi ,duygusal ilgi ve birlikte geçirilecek vakit yerine çocuğun TV karşısında kalması son derece sakıncalıdır.Bu dönemde uzun süre çok aşırı miktarda TV karşısında kalan çocuklarda başka hazırlayıcı nedenler yok ise , başka nedenler de eklenerek bazı psikiyatrik tablolar gelişebilir. Bu tür çocuklarda etrafa karşı ilgisizlik , seslenince bakmama , göz kontağı kurmama , insanlara ve yaşıtlarına ilgisizlik , onlarla duygusal ve sosyal iletişime geçmeme , kendi halinde olmaya çalışma , kendi etrafında dönme , sallanma , aşırı derecede cansız nesneler ile ilgilenme , konuşmama , cümle kurmama , iletişim ve etkileşimde problemler , duygusal olarak karşılık verememe vb. bir çok belirti görülebilir. Bu nedenle ane babaların özellikle bu yaş için TV izleme konusunda sınırlamalar ile birlikte durumu yönlendirmeleri , normal psikomotor ve psikososyal gelişim için uygun olur. Aynı zamanda bu yaş içindeki bir bebek veya küçük çocuk ile hem anne hem babanın , mümkün olduğunca fazla vakit geçirme ,onunla oyun oynama , konuşma , sevdiğini belli etme , duygusal yakınlık gösterme , onun ile gezme , onun fiziksel bakımını ihmal etmeme , onun normal gelişim basamakları konusunda dikkatli olma , onun diğer çocuklar ile etkileşim ve iletişimine zemin hazırlama , sadece onun için belli zamanlar ayırma , ona masal anlatma vb. bir çok faaliyeti günlük hayat içerisinde yapmaları uygun olur.
4 -7 yaş çocuklar ve TV : Bu yaş grubunda çocuğun gelişimi ile ilgili önemli adımlar atılır. 0-3 yaş grubunda olduğu gibi çocuğun gelişimi bu dönemde de çok hızlı bir şekilde devam eder. Bu dönemde anne baba , arkadaş ve sosyal çevre ile etkileşim ve iletişim belirgin olarak artmış ve artık erişkinlerle birlikte belirgin olarak uyum sağlanmıştır. Bu dönemde gerek dil gelişimi , gerek motor gelişim de önemli aşamalar kaydedilir. Bu dönemde çocukta ki etkilenmeler hayat boyu çocuk için çok önemli olmaktadır. TV nin bu dönemde çok aşırı izlenmesi çocuğun dil ve sosyal gelişiminde bazı sıkıntıların ve eksikliklerin oluşmasına neden olabilir. Bu dönemde çocuklar TV de gördükleri görüntüleri tamamen somut olarak yorumlarlar yani çocuklarda tam olarak soyut düşünce gelişmediği için gerek çizgi filmler gerek filmler de görülen görüntüler olduğu gibi algılanır. Çocuk bütün bunları olduğu gibi uygulamaya çalışabilir. Yani çizgi filmde gördüğü bir hareket veya sahneyi olduğu gibi yapmaya çalışabilir. Çocuk için bu dönemde şiddet içeren ve aşırı abartılı konulardan oluşan çizgi filmler oldukça sakıncalı olabilir. Bilinçaltı şiddet duygularının yerleşmesine neden olabilir . Aynı zamanda çocuğun bu dönemde izleyeceği gerilim, korku veya aşırı şiddet içeren görüntülerden çocuklar oldukça aşırı etkilenebilir , bu durum onları akla gelen görüntüler ve düşünceler ile günlerce rahatsız edebilir. Ek olarak çocukta uyku bozukluğu , yalnız kalmak istmememe , korku ve endişe duyguları yerleşebilir ( klinik ortamda bunun örneklerini görmekteyiz ) . O nedenle anne babaların bu dönede izlenen programlara özellikle dikkat etmesi gerekir. Çocuğun sosyalleşmesi , yakınları ile diyalog kurması , sosyal adaptasyonu , dil gelişimi ve buna benzer konular TV izleme ( aşırı miktarlarda ) ile eksik kalabilir. Bu yaşlardaki çocukların eğitici programlar harici özellikle şiddet içeren ve çocuklar için travmatik olacak görüntülerden uzak kalmaları uygun olur. Bu hazırlıksız karşılaşılan görüntüler onlarda bilinçaltı kaygı , gerilim , korku , şiddete eğilim gibi sıkıntılara yol açabilir. Amerika ve Avrupada uzmanlar küçük yaşlarda gösterilen şiddet davranışlarının önüne geçmek için çok büyük gayretler sarfetmekte ,özellikle son zamanlarda okullarda gösterilen şiddet olaylarından sonra meselenin öneminin daha da arttığı anlaşılmaktadır . Mühim olan ve yapılması daha basit olan şey çocukların ruh sağlığı bozulmadan koruyucu önlemlerin alınması gerekliliğidir.Unutulmamalıdır ki çocukluk çağında görülen her görüntünün , duyulan her sesin , karşılaşılan her iyi ve kötü muamelenin muhakkak ileriki yıllarda bir yansıması olacaktır. Bu nedenle TV gibi iletişim araçları eğitim amaçlı olarak kullanılmalı , eğlence amaçlı ise belli sınırlarda kullanılmalıdır. Özellikle anne babalar, aile olarak birlikte izledikleri programlar konusunda oldukça seçici davranmalıdırlar . Bütün bunlara ek olarak , aşırı ve uygunsuz TV izleme durumunda , daha çok geç saatlerde izlenmesine müsade edilen programlar ile çocukların uyku ritmi bozulmakta , vakit ve motivasyon eksikliğinden dolayı çocukların oyunlar ve değişik aktiviteler ile kazanacakları motor beceriler yetersiz kalmakta , çocukların arkadaş ortamlarında kazanacakları sosyal adaptasyon yeteneği istenen seviyede olmamakta , ince motor becerilerin gelişimine ve anne babanın eğitimi için gerekli vakit azalmakta , bu yaş için gerekli olan fiziksel hareketlilik ile enerji atımı eksik kalmakta , TV nin çocuklar için bir miktar katkısı olsa bile genel olarak dil , sosyal ve motor gelişimde sıkıntılar gözlenmektedir. Bu durum eğer anne babanın çocuğu için yeterli vakit bulmasında sorun varsa , çocukta ek olarak psikiyatrik sıkıntılar varsa , çocuğun gelişimini destekleyecek diğer faktörler eksik ise daha da büyük sıkıntı olmaktadır.
7-12 yaş arası çocukların durumu : Bu dönemdeki çocuklar genelde ağır eğitim şartları içinde olan grubu oluşturmaktadır. Aynı zamanda TV nin eğitim amaçlı kullanımından daha fazla yararlanacak bir yaş grubunu oluşturmaktadır. Yukarıda saydıklarımıza ek olarak bu yaş grubunda soyut düşünce yerleşmeye başlamış olmasının etkileri görülür. Çocuklar TV deki görüntülerden etrişkin düzeyinde etkilenmeye başlarlar. Yukarıda değindiğimiz gibi bu yaş grubunda da şiddet içeren , korku ve gerilime neden olan sahnelerin çocuğun gelişiminde problem oluşturacağını söylemek gerekir. Yukarıda bahsettiğimiz iletişim ve sosyal adaptasyon üzerine etkileri 0-3 yaş ve 4-7 yaş grubundaki kadar negatif şekilde olmaz . Çocukların bu yaşlardan itibaren TV üzerinden kazanımları eğer iyi yönlendirilir ve seçici davranılırsa devam eder.
Bu yaştaki çocukların ders ve okul saatleri de göz önüne alınarak TV izleme saatleri uygun bir şekilde sağlanmalıdır. TV izlemenin aşırılığı durumunda çocuğun sosyal aktivitelerinde ,arkadaş ilişkilerinde , ders başarısında ,sportif faaliyetlerinde ,yaşa uygun becerilerin geliştirilmesinde sorunlar yaşanabilir.(Bu yazi temizekran.com’dan alintidir)
Hlakimizdan Ayse Hanim: Selam.Ben 3 çocuk annesiyim.Tv’den nefret ediyorum.Evde 3 Tv var.Eşim ve Çocuklarım evde oldukları saatlerde neredeyse alıklık derecesi tv izliyorlar.Kapımızı sıkı sıkı kitleyip en büyük tehlikeyi hiç sorgulamadan baş köşeye oturtuyoruz.Tv izlerken beynin düşünme merkezinin neredeyse iptal,algılama merkezi ise sünger gibi ayıklama yapmadan emiyor izlediklerimizi.
Lütfen sanal dünyadan çıkın ve insan ilişkilerinin güzelliğinin sıcaklığının paylaşmanın farkına varın.Duyarlı olmak dileği ile esen kalın.
Ben merve_sultan Ayse Hanim’a butun içtenligimle katiliyorum …Diyorum ki; Bol bol kitap okuyalim, okuma aliskanligimizi asla kaybetmeyelim tesekkurler…
Popularity: unranked [?]
Pratik Tombala 1.0
19 Şubat 2010 Yazan merve_sultanseslisemt farkiyla Artık Tombalanızı bilgisayarınızı kullanarak çekin. Klasik tombala kağıtlarınızı dağıtın ve tombalayı bilgisayar ekranından sadece tek bir tuşa basarak çekin. Son çekilen rakamları, kaçıncı çekilişi yaptığınızı, kalan rakamları ayrıntılı olarak gösteren basit ve pratik bir program. Masaüstüne in ve hemen çalıştırın. Kurulum gerektirmiyor.
Popularity: unranked [?]
Kişi başına 7Kitap
15 Şubat 2010 Yazan merve_sultanTürkiye’de 2009 yılında 560 milyon kitap üretildi. Bu rakamlara göre kişi başına düşen kitap sayısı 7.7. Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından açıklanan rakamlara göre üretilen her 5 kitaptan 3’ünün hala korsan olması dikkat çekiyor. 2009 yılı içinde kitap üretim rakamları açıklandı. Türkiye Yayıncılar Birliği’nin ISBN Ajansı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü’nden edindiği bilgilere göre;
2009’da 31.414 çeşit kitap yayınlandı.
Bu kitaplar için 170,331,457 adet bandrol satın alındı.
Milli Eğitim Bakanlığı da 2009 yılında ilk ve orta öğretim öğrencilerine 183,268,000 adet ücretsiz ders kitabı dağıttı.
2009’da Toplam 353,599,457 adet kitap üretildi.
Son nüfus sayımına göre Türkiye’nin nüfusu 72.561.312.
Kişi başına 5 kitap düşmekte.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü verilerine göre (bkz. telifhaklari.gov.tr Korsanla İlgili İstatistikler Bölümü) “Türkiye’de Yayıncılık Sektöründeki “Korsan” oranı % 60 civarında tahmin edilmektedir”.
Toplam kitap üretimine % 60 Korsan yayını (210 Milyon adet) eklediğimizde Türkiye’deki kitap üretimi 560 Milyon adete, kişi başına düşen kitap adedi ise 7,7 adete ulaşmaktadır.
2008’de 32.342 başlık kitap üretildi, bu kitaplar için 163.356.314 adet bandrol satın alındı.
* (96 sayfaya kadar eğitim amaçlı ve çocuk kitaplarına ilgili yönetmelikle bandrol alınması zorunluluğu kaldırıldığı için yaklaşık 50 milyon adet civarında olduğu tahmin edilen çocuk ve yardımcı kitaplar hesaplamalara dahil değil.)
Popularity: unranked [?]
okulda şamata
09 Şubat 2010 Yazan merve_sultanokulda şamata =bu kızlar şurunu yitirmiş harbi uçmuş bunlar türkiye kimlere emanet:)
amatör – okulda şamata | izlesene.com
Popularity: unranked [?]
atiye – salla
08 Şubat 2010 Yazan merve_sultanAtiye salla dedidi türkiyeyi=yıktı gecirdi sallamayan kalmadı.mutlaka izleyin sizde sallarsınız=atiye – salla turkish pop yeni orijinal video klip
müzik – atiye – salla turkish pop yeni orijinal video klip | izlesene.com
Popularity: 2% [?]
Kizlarla Opusme Dersi-2 (videolu:))
06 Şubat 2010 Yazan merve_sultanÖpüşme Dersi ** KOMEDİ ** Mutlaka izleyin
Öpüşme Dersi ** KOMEDİ ** Mutlaka izleyin
Popularity: 1% [?]



















