Osmanlı’ için Arşiv

İstanbulun Tarihcesi

11 Nisan 2010 Yazan PATRON

İstanbul’un tarihi 300 bin yıl önceye kadar uzanır. Küçükçekmece gölü kenarında bulunan Yarımburgaz mağarasında yapılan kazılarda insan kültürüne ait ilk izlere rastlanmıştır. Bu dönemde gölün çevresinde Neolitik ve Kalkolitik insanların yasadığı sanılmaktadır. Çeşitli dönemlerde yapılan kazılarda, Dudullu yakınlarında Alt Paleolitik Çağ’a, Ağaçlı yakınlarında ise, Orta Paleolitik Çağ ile Üst Paleolitik Çağ’a özgü aletlere rastlanmıştır. 5000 yıllarından itibaren başta Kadıköy Fikirtepe olmak üzere Çatalca, Dudullu, Ümraniye, Pendik, Davutpaşa, Kilyos ve Ambarlı’da yoğun bir yerleşimin başladığı sanılmaktadır. Ama bugünkü İstanbul’un temelleri M.Ö. 7. yüzyılda atılmıştır. M.S. 4. Yüzyılda İmparator Constantin tarafından yeniden inşa edilip, başkent yapılmış; o günden sonra da yaklaşık 16 asır boyunca Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde başkentlik sıfatını sürdürmüştür. Aynı zamanda, İmparator Constantis ile birlikte Hristiyanlığın merkezlerinden biri olan İstanbul, 1453′te Osmanlılar tarafından fethedildikten sonra Müslümanların en önemli kentlerinden biri sayılmıştır.

İSTANBUL TARİHİNDEKİ BELLİ BAŞLI DÖNEMLER

Bizantion (M.O. 660 – M.S. 324) Yunanistan’dan gelen Megara’lılar M.Ö. 680′lerde Marmara Denizi’ni geçerek İstanbul’a ulaştılar ve bugünkü Kadıköy’de Halkedon adını verdikleri bir kent kurdular. “Körler Ülkesi” olarak da anılan Halkedon’un halkı tarımla uğraşıyordu. M.Ö. 660′larda da Trak kökenli komutanları Bizans önderliğinde yola çıkan Mega’lıların diğer bir kolu bugünkü Sarayburnu’nun olduğu yerde başka bir kent daha kurdu. Efsaneye göre Delfi Tapınağı’ndaki kahinin öğüdüne uyarak burayı seçen Megara’lılar, komutanlarının adından hareketle, kente “Bizantion ” adını verdiler. Bu yörede Megara’lılardan önce de bazı Trak toplulukları yaşadığı bilindiği için Megara’lılarla yerli halkın kaynaşmış oldukları sanılmaktadır. Pek çok istilalara uğrayan Bizantion, M.Ö. 269′da Bithynıalılar tarafından yağmalanarak ele geçirildi. M.Ö. 202′de Makedonyalılar’in tehdidinden korkarak, Bizantion Roma’dan yardım isteğinde bulundu. Bu dönemden itibaren kentte Roma İmparatorluğu’nun etkisi başlamış ve M.Ö 146′da kent Roma’nın egemenliğine girmiştir. Önceleri idari olarak varlığını sürdüren kent, daha sonra Bitinya-Pontus eyaletinin bir parçası haline gelmiştir. Böylece 700 yıllık kent devleti statüsü sona ermiştir. Eski İstanbul Evleri 73 yılında Bizantion Roma’nın Bithynia-Pontus eyaletine bağlandı. İmparator Vespasianus kentin gelişimine katkıda bulundu. 193 yılına gelindiğinde, Roma İmparatoru Septimus Severus, Partlar’in tarafını tutan Bizantion’u kuşatarak kenti yağmalayıp, surları da yıktırdı. Daha sonra ise surları yeniden inşa ettirip, kenti imar etti. Yeni binalarla sokakları düzenledi. Hipodrom inşaatını başlattı. 269′da kent bu defa Gotlar’ın saldırısına uğradı. Zafer kazanan Gotlar, deniz kıyısına yakın bir yere sütunlarını diktiler. 13′de Nicomedialılar kenti ele geçirdiler. I. Constantinus, Nicomedialilar’la yaptığı savası kazanarak kenti geri aldı.

Roma İmparatorluğu’nun başkenti (324 – 395)Bizantion Roma’nın Doğu’sunun yönetim merkezi olarak seçildi. Bu yeni konumu, kentin dünya kültürü ve siyaseti içindeki önemli rolünü de belirledi. I. Constantinus (324-337), Romalı soyluları Bizantion’a çağırarak kentin Romalı nüfusunu artırdı. Yeni başkentin konumuna yakışır bir imar hamlesi başlatıldı. Limanlar ve su tesisleri yeniden düzenlendi. Kent içi su dağıtım sistemlerinin temelleri atıldı. Savunma için yeni bir sur yaptırıldı. Septimus Severius’un başlattığı hipodrom inşaatı tamamlandı. 100 bin kişilik hipodromun genişliği 117, uzunluğu ise 480 metreydi. Hipodrom duvarlarinın üzeri çok sayıda heykelle süslüydü. En önemlisi de at heykelleriydi. Kentin Latinler tarafından istila edilmesiyle bu at heykelleri Venedik’e, San Marco Meydanı’na taşındı. Hipodrom’daki (Sultanahmet Meydanı) imparatorluk sarayı (Sultanahmet Camisi’nin bulunduğu alan) ve anıtsal ibadethaneler, akropolis (Topkapi Sarayı’nın bulunduğu yer) yapıldı. Önceleri Nea (Yeni) Roma adı ile anılan kenti, I. Constantinus kendi adıyla özdeşleştirdi. 11 Mayıs 330 tarihinde kentin adı Constantinopolis olarak ilan edildi. Önce Aya İrini, ardından 360 yılında da Ayasofya kiliselerini yaptıraran I. Constantinus, kenti Hiristiyan dünyası için önemli bir merkez haline getirdi. Bizans İmparatorluğu Dönemi (395 – 1453) 476′da Batı Roma’nın yıkılmasından sonra Doğu Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu’na dönüşmüş ve İstanbul da, bu yeni imparatorluğun başkenti haline gelmiştir. 6. yüzyılın ortaları, Bizans İmparatorluğu ve İstanbul için yeni bir yükseliş döneminin başlangıcıdır. İmparator I. Jüstinyen yönetimindeki bu dönemde daha önce tahrip edilmiş olan Ayasofya bugünkü haliyle yeniden inşa edilmiş, 543′lerde kentte görülen ve nüfusun yarısının ölümüne sebep olan veba salgınının izleri silinmiştir.

7, 8 ve 9. Yüzyıllar İstanbul için kuşatılma yılları oldu. Yedinci yüzyılda Sasaniler ve Avarlar’in saldırısına uğrayan kenti, sekizinci yüzyılda Bulgarlar ve Müslüman Araplar dokuzuncu yüzyılda ise Ruslar ve Bulgarlar kuşattılar. 1204′de kent Haçlılar tarafından ele geçirildi ve yağmalandı. Bu işgal ve yağma sonrasinda ortaçağın en büyük kenti 40-50.000 nüfuslu, yoksul ve harabe bir kente dönüştü. Bu dönemden sonra İstanbul sürekli küçülmeye ve fakirleşmeye başladı. Şehrin soylu ve zenginleri İznik’e göç etti. Latin İmparatorluğu sadece İstanbul ve yöresinde egemenlik kurabildi. İznik (Nikia), Trabzon ve Yunanistan’daki Epiros’ta bir Bizans muhalefeti gelişti. 1254 yılına gelindiğinde Latin İmparatorluğu çepeçevre kuşatılmıştı. Bu esnada İstanbul çok fakirleşmiş hatta Latin İmparatoru II. Baudouin ısınmak için sarayının ahşap bölümlerini yakacak olarak kullanmaya başlamıştı. Nihayet 1261 yılında Palailogos Hanedani İstanbul’u tekrar ele geçirdi ve böylece İstanbul’daki Latin dönemi sona erdi.

Eski İstanbul (Aksaray) Osmanlı İmparatorluğu Dönemi (1453-1923)Kent, 1391 yılından başlayarak Osmanlılar tarafından kuşatılmaya başlandı. 1396′da I. Bayazıd (1389-1403), Karadeniz’den gelecek yardımları önlemek için kentin Anadolu yakasına bir hisar yaptırdı. Kenti almaya kararlı olan II. Mehmed de (1451-1481), Bizans’a Kuzey’den gelecek yardımları her iki taraftan Boğaz’ı tutarak önlemek için bu defa kentin Avrupa yakasına Rumeli Hisarı’nı inşa ettirdi. İstanbul’un fetih hazırlıkları bir yıl önceden başlatıldı. Kuşatma için gerekli olan çok büyük toplar döktürüldü. 16 kadırgadan oluşan güçlü bir donanma oluşturuldu. Asker sayisi iki kat arttırıldı. Bizansın yardım almasını engellemek için yardım yolları kontrol altına alındı. Ceneviz’lilerin elinde bulunan Galata’nın da savas esnasında tarafsız kalması sağlandı. 2 Nisan 1453 tarihinde ilk Osmanlı öncü kuvvetleri İstanbul önlerinde görüldü. Böylece kuşatma başladı. İki aya yakın süren bu kuşatma dönemi 29 Mayıs 1453 günü sabaha karşı başlayıp, öğleden sonra kentin ele geçirilmesiyle tamamlandı. Bu tarihten itibaren İstanbul bir Osmanlı kenti oldu.

Fetihten sonra şehrin kalkındırılması için yeni iskan bölgeleri oluşturuldu. Bizans’in son dönemlerinde görkemini yitirmiş olan kentte, öncelikle eskiden kalma binalar ve surlar onarılmaya başlandı. Bizans altyapıları üzerinde Osmanlı’nın temel kurumlarının binaları yükselmeye başladı. Büyük su sarnıçlarının da korunması sağlandı. Osmanlı kimliğine uygun bir gelişme gösteren İstanbul artık imparatorluğun başkenti idi. Nüfusu artırmaya yönelik bu iskan ve sürgünlerle oluşan mahalleler daha sonraki Istanbul idari yapısının temelini oluşturdu. 1459′da İstanbul her biri farklı demografik özellikler taşıyan dört idari birime ayrıldı. Bunlardan biri idarenin merkezinin olduğu Suriçi, diğer üçü ise surdışında yeralan ve “Bilad-i Selase” olarak adlandırılan Eyüp (Büyük ve Küçük Çekmece, Çatalca ve Silivri dahil), Galata ve Üsküdar’di. 1457 sonunda eski başkent Edirne’nin uğradığı büyük yangınla şehre yeni göçmenler geldi ve şehir oldukça şenlendi. İstanbul, fetihten elli yıl sonra Avrupa’nın en büyük şehri haline geldi. 16. yüzyıla büyük bir şehir olarak giren İstanbul, Küçük Kıyamet olarak anılan 14 Eylül 1509 depreminde çok zarar gördü. 8 Şiddetinde olduğu tahmin edilen ve artçı sarsıntıları 45 gün süren depremde binlerce bina yıkıldı, binlerce kişi öldü.

Eski İstanbul İstanbul, 1510′da Sultan II. Beyazıd tarafından 80.000 kişinin istihdamıyla neredeyse yeniden kuruldu. Bu yüzden günümüze gelebilen eserlerin büyük çoğunluğu bu devirden kalmıştır. 1520-1566 yılları arasında Kanuni Sultan Süleyman yönetiminde İstanbul birçok değerli esere ve izleri günümüze kadar ulasan bir kent planına kavuşarak, gelişmiştir. Bu dönemde özellikle Mimar Sinan imzalı birbirinden değerli çok sayıda eser inşa edilmiştir. Veba salgını, yangınlar ve sellere rağmen Kanuni dönemi İstanbul için tam bir yükseliş dönemi sayılmıştır. Lale Devri olarak da anılan Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın sadrazamliğındaki 1718-1730 yılları, itfaiye teskilatının kurulması, ilk matbaanın açılması ve çesitli fabrikaların inşasıyla İstanbul’un değişmeye başladığı dönemdir. 3 Kasım 1839′da Topkapı Sarayı’nın Gülhane Bahçesi’nde okunarak halka ilan edilen Tanzimat Fermani ile İstanbul’da yeni bir dönem açıldı. Batılılaşma sürecinin hızlandığı bu dönemde İstanbul’da mimariden yaşama tarzına, eğitim kuruluşlarından sanayi kuruluşlarına kadar birçok alanda yenilikler yaşandı.

Bu dönemde şehir yeni alanlara doğru genişlemeye başladı. Suriçi Bakirköy yönünde, Galata ise Teşvikiye yönünde yayılırken; Boğaziçi’nde Sarıyer’e iskan hızlandı. Anadolu yakası ise bir taraftan Bostancı, diğer taraftan Beykoz’a doğru büyüdü. Bu yıllar, altyapı ve kent hizmetlerinde de önemli gelişmelere sahne oldu. Haliç üzerine köprü yapılması, tünel (metro), Rumeli Demiryolu, kent içi deniz tasımacılığı yapan Şirket-i Hayriye’nin açılması, Şehremaneti (Belediye) örgütünün diğer belediye dairelerinin kurulması, ilk telgraf hattinin çekilmesi, Zaptiye Nezareti’nin kurulması ve ona bağlı karakolların açılması, Vakıf Gureba Hastanesi’nin hizmete girmesi ve Atlı Tramvay Şirketi bu gelişmelerin sadece bazılarıdır. 23 Aralık 1876′da I. Meşrutiyet ve 24 Temmuz 1908′de II. Meşrutiyet ilanlarına sahne olan ve halk arasında “Üçyüzon Depremi” denen 1894 depreminde büyük zarar gören İstanbul’, II. Dünya Savaşı’nın ardından 13 Kasım 1918′de İtilaf Devletleri donanmasınca işgal edildi.

1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla İstanbul’un başkent dönemi sona erdi.

Popularity: 3% [?]

Beşiktaş Yönetimi Maçın Hakemi Bünyamin Gezer\’E Tepkili

11 Nisan 2010 Yazan PATRON

“BÜNYAMİN GEZER BEŞİKTAŞ’IN 3 PUANINI GASP ETMİŞTİR”

Beşiktaş Yönetimi, bugün Trabzonspor karşısında alınan 0 -0′lık beraberlik sonrası karşılaşmanın hakemi Bünyamin Gezer’e ağır ithamlarda bulundular. Siyah-beyazlı kulübün ikinci başkanı Erdoğan Toprak ve basın sözcüsü Mete Düren maçın ardından yaptıkları açıklamada, özellikle hakem Bünyamin Gezer’in son dakikada penaltılarını vermediklerini iddia ederek, genel olarak maç yönetimiyle ilgili şunları söylediler:

“Bünyamin Gezer Beşiktaş’ın 3 puanını gasp etmiştir. Biz, hakem odası basıp hakemlere hakaret etmedik. Böyle bir yöntemi tercih etmediğimiz için de Beşiktaş kıyıma uğramıştır

Popularity: 1% [?]

Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi

11 Nisan 2010 Yazan PATRON

[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

Mustafa Kemal Atatürk 20 Ekim 1927

Popularity: 1% [?]

Adana’da Trafik Kazası: 1 Ölü, 3 Yaralı

11 Nisan 2010 Yazan PATRON

Adana‘da Aşırı Hız ve Dikkatsizlik Sonucu Kontrolden Çıkan Otomobil, Ağaçlık Alana Yuvarlandı, 1 Kişi Öldü 2′si Ağır, 3 Kişi Yaralandı.Kaza, saat 18.30 sıralarında çatalan Bölgesi Topalak Yolu Dörtler Mevkii’nde meydana geldi. 26 yaşındaki Timuçin Yücel yönetimindeki 01 UY 733 plakalı otomobil, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu 25 metrelik ağaçlık alana yuvarlandı. Bir ağaca çarparak duran otomobilde bulunan ve kazayı hafif yaralı olarak atlatan 24 yaşındaki Eray İkaç, araçtan kendi imkanlarıyla çıktı. İkaç, ormanlık alandan güçlükle yola çıkarak diğer araç sürücülerinden yardım istedi. Araç sürücüleri İkaç’ı sakinleştirerek kazayı jandarmaya ve sağlık ekiplerine bildirdi. Olay yerine giden jandarma, Can-Kur ekiplerinden yardım istedi. Kazada araç sürücüsü Timuçin Yücel olay yerinde hayatını kaybederken, arkadaşları 22 yaşındaki Yasemin ünlü, 24 yaşındaki Eray İkaç ve 23 yaşındaki Fuat çeliker yaralandı. Olay yerine gelen Can-Kur ekipleri araç içinde sıkışan yaralıları çıkararak sedyeyle ormanlık alandan yola güçlükle çıkardı. Yaralılardan Yasemin ünlü Adana Numune, Fuar çeliker Çukurova Devlet, Eray İkaç ise Çukurova üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi’ne kaldırıldı. Tedaviye alınan yaralılardan Yasemin ünlü ve Fuat çeliker’in durumlarının ciddiyetini koruduğu bildirildi. Olay yerine hayatını kaybeden Timuçin Yücel’in cenazesi Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

Popularity: 1% [?]

Kanser hastasına utandıran yardım

10 Nisan 2010 Yazan PATRON

Geyve’de kanserle mücadele eden 3 çocuk annesi Fahriye Beşikçi’ye kaymakamlık tarafından yapılan yardım utanç tablosuna dönüştü. Önce hasta kadına verilen hastane yol parası kesildi. Daha sonra ailesiyle yerleştirildiği yıkık dökük lojmana zarar vermesinler diye 4 bin 500 TL’lik senet imzalatıldı.

3 ÇOCUKLA MÜCADELE
Geyve’nin Nuruosmaniye Köyü’nde oturan 3 çocuk annesi Fahriye Beşikçi (37), 2.5 yıldır kanser tedavisi görüyor. Ayda iki kez Kocaeli Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne giderek kemoterapi olan anne Beşikçi’nin hayatı eşinin işsiz kalmasıyla daha da zora girdi.
10 AY ODUNLUKTA
Fahriye Beşikçi, “Eşim işsiz kalınca eşyaları satarak kira borcumuzu verdik ve evden çıktık. 10 ay bir evin odunluğunda yaşadık. Çıktığımız evin elektrik borcu yüzünden kaymakamlık bana verdiği hastane yol yardımını keserek 500 TL’lik borcu ödedi” dedi.
BU NEYİN SENEDİ BÖYLE
Yol parası kesildiği için tedaviye gidemeyen talihsiz kadın ve ailesi daha sonra kaymakamlık tarafından kullanılmayan harap haldeki bir okul lojmanına yerleştirildi. Ancak aileye lojmana zarar vermemeleri için 4 bin 500 TL’lik senet imzalattırıldı. Geyve Kaymakamı Erdoğan Beypınar ise “Senetle ilgili ayrıntıyı bilmiyorum” dedi.

Popularity: unranked [?]

Beşiktaş: 0 – Trabzonspor: 0

10 Nisan 2010 Yazan PATRON

Süper Lig’in 29. haftasında İnönü Stadı’nda oynanan Beşiktaş ile Trabzonspor karşılaşması golsüz berabere bitti.Beşiktaşlılar, maçın 90+1. dakikasında Holosko ile gelişen atakta Trabzonsporlu Egemen’in topu eliyle oynadığı gerekçesiyle maçın hakemlerine penaltı itirazında bulundu.

Pozisyonu yakından takip eden Beşiktaş Teknik Direktörü Mustafa Denizli ve yedek kulübesinde oturan siyah-beyazlı futbolcular, birden yerlerinden fırlayarak, pozisyona yakın yardımcı hakem Cem Satman’a yoğun biçimde penaltı itirazı yaptı.

Özellikle, maçlardaki sakinliğiyle tanınan Denizli’nin pozisyona yoğun itirazı dikkati çekti

1. dakikada maça Beşiktaş başladı.

3. dakikada Bobo, savunma arkasına sarkmak isteyen Holosko’ya pasını attı, savunma araya girdi.

5. dakikada Beşiktaş sol kanattan etkili geldi. İbrahim Üzülmez’in ortasını Bobo’dan önce Giray kafayla uzaklaştırdı.

7. dakikada Alanzinho yaklaşık 30 metreden kaleyi görmek istedi ancak vuruşu yerden zayıf bir şekilde gitti ve Rüştü’de kaldı.

9. dakikada Trabzonspor’da Burak uzak mesafeden vurdu, top üstten auta gitti.

11. dakikada İbrahim Toraman mutlak bir gol kaçırdı. Bobo sol çaprazdan ceza sahasına girdi. İçeriye çevirdiği topa Toraman penaltı noktasına yakın yerden vurudu ve top üstten auta gitti.

14. dakikada Holosko’nun sağ kanattan yaptığı orta üstten farklı şekilde auta gitti.

16. dakikada İbrahim Üzülmez’in sol kanatta dar açıdan yaptığı orta dışırı çıktı.

18. dakikada Trabzonspor’da Burak orta sahada Ernst’e arkadan sert girdi. Hakem kartını kullanmayınca tribünlerden tepki geldi.

21. dakikada Beşiktaş sağ kanattan korner kullandı. Uğur’un ortasına Bobo kafayı vurdu. Serkan çizgiden çıkardı.

23. dakikada Trabzonspor gole çok yaklaştı. Umut kaleciyle karşı karşıya kaldı. Rüştü iki hamlede topu kontrol etti.

25. dakikada Bobo’nun ceza alanı sağından ortası savunmaya çarptı ve kalenin üzerinden kornere çıktı.

27. dakikada Fink’in pasında Bobo kaleciyle karşı karşıya kaldı ancak ofsayt bayrağı kalktı.

29. dakikada Alanzinho’nun kullandığı kornere ön direkte Egemen kafayla vurdu. Rüştü son anda çıkardı. Boşta kalan topa Giray vurdu, auta çıktı.

31. dakikada Yusuf ikinci kez Serkan’ı geçmek istedi, ama bu mücadeleyi de kazanan Serkan Balcı oldu. Yusuf’un başarısızlığı tribünlerin tepkisini çekmeye başladı.

33. dakikada Rüştü’nün hafif sakatlığı nedeniyle oyun kısa süre durdu.

35. dakikada Beşiktaş sağdan Uğur’la korner kullandı, Colman karşıladı.

36. dakikada Uğur İnceman’ın ceza alanı dışından çektiği sert şut kalenin üstünden auta gitti.

38. dakikada Alanzinho sağ kanattan etkili bir orta yaptı, arka direkte Teofilo’ya ofsayt bayrağı kalktı.

39. dakikada Rüştü sakatlığı nedeniyle değiştirilmesini işaret ediyor ve yerini Hakan’a bıraktı.

40. dakikada maçta ilk sarı kart Giray’a çıkıyor. Çalımlarla ilerleyen Üzülmez’i orta sahada faulle durduran Giray kart gördü ve önümüzdeki hafta cezalı duruma düştü.

43. dakikada İbrahim Toraman 30 metreden şut denedi ama top kaleci Onur’da kaldı.

45. dakikada hakem ilk yarıda 3 dakikada uzatma gösterdi.

45+1. dakikada Trabzonspor’da Selçuk’un kullandığı serbest vuruşta topa kimse dokunamadı.

Ve ilk yarı golsüz berabere sona erdi.

İKİNCİ YARI

46. dakikada ikinci yarı Trabzonspor’un vuruşu ile başladı.

47. dakikada Yusuf ceza alanı içine Fink’e pasını attı, ama Fink’i geçen top Onur’da kaldı.

48. dakikada ceza sahası önünde kritik bir serbest vuruş kullanan Fink topu yerden kalecinin üzerine attı.

50. dakikada Uğur’un pasında Holosko golü buldu ama öncesinde ofsayt.

52. dakikada Teofilo’nun ceza alanı içinden şutu üstten auta gitti.

54. dakikada Bobo çalımlarla içeriye girdi kaleciyle karşı karşıya kaldı ama Onur açıyı kapatarak golü engelledi.

55. dakikada Fink’in sağ kanattan yaptığı ortada ön direkte Toraman dokundu, top direğin dibinden dışarı çıktı.

56. dakikada Trabzonspor’da Teofilo’nun yerine Ceyhun oyuna girdi.

58. dakikada rakiplerinden sıyrılan Serkan ceza sahası dışından çok sert vurdu ama top auta çıktı.

60. dakikada sağ taratan Holosko ortasını yaptı, Serkan kafayla topu uzaklaştırdı.

61. dakikada Burak aldatmaya yönelik hareketten dolayı sarı kart gördü.

64. dakikada ceza sahası içerisinde Fink müthiş bir pas verdi, Ekrem çok sert vurdu ama yine kaleci Onur çıkardı.

66. dakikada Beşiktaş sol kanattan Yusuf’la kornmeri kullandı. Yapılan ortaya ön direkte Toraman dokunamadı ve top kalecide kaldı.

67. dakikada sol kanattan Cale’nin yaptığı ortaya Umut dokunamadı, Ceyhun’un boş durumda yay üzerinden vuruşu üstten auta çıktı.

68. dakikada Trabzonspor’da Burak Yılmaz oyundan çıktı, yerine Sezer Badur girdi.

70. dakikada Umut sağdan son çizgiye indi. Ortasına ön direkte Alanzinho dokunda top az farkla dışarı çıktı.

73. dakikada Alanzinho soldan ceza sahasına girdi, arka direğe ortaladı Colman kafayla dokunamadı.

75. dakikada Alanzinho’nun kullandığı korner ceza alanı dışında Selçuk’un önünde kaldı. Sert şutunu Hakan köşeden çıkarttı.

77. dakikada Selçuk’un yaklaşık 25 metreden vuruşu üstten auta gitti.

77. dakikada Beşiktaş’ta Yusuf oyundan çıktı, yerine Serdar Ökan girdi.

79. dakikada Fink yay üzerinden vurdu, top kalecide kaldı.

80. dakikada Trabzonspor’da Serkan da sarı kart görerek Kasımpaşa maçında forma giyemeyecek.

82. dakikada
Trabzonspor’un kullandığı serbest vuruşta ceza sahası içerisinde karambol oluştu, Egemen vurdu top kalecide kaldı.

83. dakikada
Trabzonspor Ceyhun’la gole çok yaklaştı. Ceyhun uzaktan sert vurdu top direkten dışarı çıktı.

85. dakikada Uğur İnceman sağ kanattan ortasını yaptı kaleci Onur çıktı ve topu aldı.

87. dakikada Selçuk’un ceza alanı dışından doğrudan kaleye şutu Hakan’da kaldı.

89. dakikada Egemen ceza sahası içersinde topa eliyle müdahale etti, ama hakem devam dedi. Hakeme itiraz var.

90. dakikada hakem 4 dakika oynanmamış süre işaret etti.

90+1. dakikada Trabzonspor’da Alanzinho’nun yerine Murat girdi.

90+3. dakikada Holosko’nun müthiş rovaşeta vuruşunda top savunmadan döndü.

Ve maç 0-0 sona erdi.

Popularity: 4% [?]

Aşk-ı Memnu en son 68. bölümünde Bihter Nihal’e karşı tavrı ne oldu?- yeni

10 Nisan 2010 Yazan PATRON

Aşk-ı Memnu dizisinin 68. bölüm fragmanı yayınlandı. Aşk-ı Memnu 68. bölümde Adnan ve Bihter barışıyor. Aşk-ı Memnu’nun 8 Nisan Perşembe günü yayınlanacak olan 68. bölümünde neler olacak Aşk-ı Memnu’da bu hafta Bihter’in eve dönmesiyle işler içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Adnan, önce konuşmak istemediği Bihter’in hamile olduğunu öğrenince Bihter’le barışıyor. Bihter köşke geri dönüyor…

Yasak aşkın ortaya çıkmasıyla evi terk eden Bihter, Adnan’a karşı son kozunu oynayarak eve geri dönüyor. Bu zamansız dönüş Beşir için zor günlerin de başlangıcı olacak. Firdevs Hanım’ın, sürpriz nikahı ev halkını şaşkına çevirirken, Behlül ve Nihal arasındaki yakınlaşmaya yakından şahit olan Bihter, üzücü bir manzarayla karşı karşıya kalacak. 
 
Uzun bir aradan sonra köşke dönen Bihter ne yapacak? Biher’in dönüşü köşkteki dengeleri nasıl etkileyecek? Bihter ve Behlül yeniden barışacak mı yoksa Behlül, Nihal’le evlenip Bihter’le olan ilişkisine sünger mi çekecek?

Bihter, bebeğinin babasını açıklayacak mı? Bebeğin babası Adnan mı yoksa Behlül mü? Adnan kendisine oynanan çirkin tuzağı fark edebilecek mi?

Popularity: unranked [?]

Defne Samyeli atv ile ekrana dönüyor

10 Nisan 2010 Yazan PATRON

Defne Samyeli atv ile ekrana dönüyorGüzel ve ünlü haber sunucusu Defne Samyeli ilginç ve etkileyici bir programla yeniden izleyicisiyle buluşuyor.  Defne Samyeli atv ile ekrana dönüyor

Hafta içi her gün yayınlanacak kuşak programın adı da ünlü sunucunun adını taşıyor: ‘Defne’ Her Şey Bambaşka.

‘Defne’ Her Şey Bambaşka, hayranlarının uzun süredir sabırsızlıkla beklediği deneyimli ve başarılı sunucu Defne Samyeli ile ekranlarda gündüz kusağı programlarına bambaşka bir soluk getirecek.

Haberci kimliği ile tanıdığımız Defne Samyeli bu kez gündüz kuşağında hafta içi her gün izleyenlerin karşısına çıkacak. Hayata eğlenceli yönünden bakmayı ihmal etmeyecek olan bu program, haber, magazin, gündemdeki konular, özenle seçilmiş çok özel konuklarıyla renkli saatlere imza atacak. Kendi deneyim ve birikimlerini de bu güne kadar izleyicinin alışık olmadığı bir rahatlıkla ekrana taşıyacak olan Samyeli, gündüz kuşağı programları ile ilgili alışılmış algıyı değiştirecek.
Özel tasarlanmış çok şık bir dekor içinde, programa katılan konuklarını ağırlayacak olan Defne Samyeli, gündemine aldığı konular hakkında, birinci dereceden ilgili konukları ile alışık olmadığınız ve çok seveceğiniz özel sohbetler gerçekleştirecek. Defne programda ‘ Yaşayan Gündem’in sohbetini yaparken, unutulmayan ve unutulmayacak olan görüntüleri de ekranlara getirecek.

‘Defne’ Her Şey Bambaşka, aynı zamanda en ciddi konuların hiç akla gelmeyecek farklı bir yönüyle nasıl ele alınacağını Türk izleyicisine gösterecek. Renkli bakış açısıyla konuşulmayacağı sanılan konuları Türkiye’nin tartışılan konuları arasına sokabilecek

Popularity: unranked [?]

Tatlıses 5 gün hastanede yattı

09 Nisan 2010 Yazan PATRON

 Geçtiğimiz hafta öksürük şikayetiyle Memorial Hastanesi’ne giden İbrahim Tatlıses’i muayene eden doktorları, ünlü şarkıcıyı apar topar hastaneye yatırdı. Ağır bronşit teşhisi konan Tatlıses, beş gün boyunca hastanede yattı. Sanatçıya, tedavisi süresince hastanenin 10’uncu katında bulunan VIP odalarda yatması teklif edildi. Ancak Tatlıses, VIP odanın günlüğünün 830 TL olduğunu öğrenince, “Çok para. Bakım aynı bakım, neden odaya o kadar para vereyim” diyerek normal odada kalmak istediğini söyledi. Hastanenin 1905 numaralı odasında kalan Tatlıses’in tam zamanında tedavi altına alındığı belirtildi. Ünlü sanatçı tedavide geç kalsaydı, hastalığına bağlı olarak sesini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktı.

Popularity: 2% [?]

Milenyum Uefa Şampiyonu Galatasaray

07 Nisan 2010 Yazan PATRON

yıl 2000 galatasaray türkiye ye uefa kupasını getirdiği zaman milenyumun ilk uefa kupası varmı baska …..

Popularity: unranked [?]

Yasar Yıldız Usmanova

07 Nisan 2010 Yazan PATRON

müzik – yaŞar & yıldız usmanova – seni severdim |Bu ikilinin harika düeti cok güzel bir calışma mutlaka dinleyin…

Popularity: unranked [?]

sesli chat girisi